KORFU

Yunanistan’ın Kuzeybatısında bulunan bir şehir

Müellif: GALİP ÇAĞ

Korfu (Yunanca Kerkira), Adriyatik Denizi’nin güney girişinde, Epir kıyıları karşısında konumlanmış olması sebebiyle tarih boyunca Doğu Akdeniz ile Batı Akdeniz arasındaki deniz trafiğinin kontrol noktalarından biri olmuştur. Bu jeostratejik konum, Korfu’yu Antik Çağ’dan itibaren yalnızca bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda askerî, ticari ve diplomatik mücadelelerin odak noktası hâline getirmiştir. Yunan, Roma, Bizans, Norman, Venedik, Osmanlı, Fransız, Rus ve İngiliz hâkimiyetlerinin kesiştiği ada, Akdeniz tarihinin çok katmanlı karakterini yansıtan nadir örneklerden biridir.

Korfu, İyon Adaları’nın kuzey ucunda yer alır ve Yunanistan anakarasına en yakın adalardan biridir. Bu anlamda özellikle Epir ve İyon adaları çalışmaları bağlamında ele alınır. Adanın en dar noktada anakaraya olan mesafenin yaklaşık 1,5 mil olması, adanın askerî harekâtlar açısından hem savunulabilir hem de tehdit altında bir alan olmasına yol açmıştır. Doğu kıyısında yer alan Korfu şehri (Kerkira), doğal limanlara sahip yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu limanlar yüzyıllar boyunca büyük donanmaların barınmasına elverişli olmuştur Adanın dağlık ve sulak yapısı, zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimi desteklemiş; aynı zamanda balıkçılık ve dalyanlar ekonomik hayatın önemli unsurları arasında yer almıştır. Pîrî Reis’in tasvirleri, Korfu’nun XVI. yüzyıldaki iktisadî potansiyelini ve doğal zenginliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Korfu’daki ilk yerleşimlerin MÖ VIII. yüzyıla kadar uzandığı kabul edilmektedir. Antik dönemde bağımsız bir liman kenti olarak öne çıkan Korfu, özellikle ticaret yolları üzerindeki konumu sayesinde Ege ve İtalya arasındaki denizcilik ağlarında önemli bir rol üstlenmiştir. Roma hâkimiyeti döneminde ada, askeri ve lojistik bir üs olarak kullanılmış; Bizans döneminde ise Batı sınırlarını koruyan ileri karakollardan biri hâline gelmiştir. Bizans’ın zayıflamasıyla birlikte Korfu, Norman saldırılarına ve Latin etkisine açık hâle gelmiş, bu durum ada üzerindeki egemenliğin sık sık el değiştirmesine yol açmıştır. Bu istikrarsızlık, Venedik hâkimiyetine giden sürecin de zeminini hazırlamıştır.

1386 yılında Korfu’nun Venedik yönetimine girmesi, adanın tarihindeki en uzun süreli ve belirleyici dönemlerden birini başlatmıştır. Venedik için Korfu, Adriyatik’in girişini kontrol eden bir “kilit” konumundaydı. Bu nedenle ada, yalnızca bir ticaret noktası değil, aynı zamanda Venedik deniz imparatorluğunun savunma hattının merkezlerinden biri olarak algılanmıştır. Bu dönemde Korfu Kalesi büyük ölçüde tahkim edilmiş, tabyalar ve top bataryalarıyla güçlendirilmiştir. Evliya Çelebi’nin aktardığı üzere, kalede yüzlerce ağır top bulunmakta ve limanlar büyük donanmaları barındırabilecek kapasiteye sahipti. Venedik idaresi altında Korfu, askeri bir garnizon kenti karakteri kazanmış; sivil yerleşim dokusu da bu savunma mantığına göre şekillenmiştir.

Osmanlı Devleti açısından Korfu, Adriyatik’e açılmanın ve Venedik deniz gücünü baskı altına almanın anahtar noktalarından biriydi. XV. ve XVI. yüzyıllarda Osmanlılar, Korfu’yu doğrudan ele geçirememiş olmakla birlikte ada üzerinde sürekli bir askerî ve siyasi baskı kurmuşlardır. Özellikle 1537 Korfu Kuşatması, Osmanlı deniz gücünün ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ile Kanûnî Sultan Süleyman’ın kara ordusunun eşgüdümlü harekâtı, erken modern dönemin en büyük amfibik operasyonlarından biri olarak değerlendirilebilir. Buna rağmen, olumsuz hava koşulları ve Avrupa siyasetindeki dengeler nedeniyle kuşatma sonuçsuz kalmıştır. Bu başarısızlık, Korfu’nun Venedik için taşıdığı önemi daha da artırmış ve kalenin tahkimatının güçlendirilmesine yol açmıştır.

İnebahtı Deniz Savaşı (1571) sonrasında Korfu, Osmanlı karşıtı Haçlı ittifaklarının önemli üslerinden biri hâline gelmiştir. Ada halkının bir kısmının Osmanlılara karşı savaşlara katılması, Korfu toplumunun Venedik siyasetiyle ne ölçüde bütünleştiğini göstermektedir. XVII. yüzyıl boyunca Korfu, Osmanlı-Venedik rekabetinin askerî ve lojistik merkezlerinden biri olmayı sürdürmüştür. 1716’daki ikinci Osmanlı kuşatması da başarısızlıkla sonuçlanmış; bu durum Osmanlıların Adriyatik’te kalıcı bir hâkimiyet kurma ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Böylece Korfu, Osmanlı sınırları içinde değil, fakat Osmanlı siyasetiyle sürekli temas hâlinde olan bir “sınır adası” kimliği kazanmıştır.

1797’de Venedik Cumhuriyeti’nin sona ermesiyle Korfu, kısa süreli Fransız hâkimiyetine girmiştir. Ancak bu durum, Osmanlı-Rus ittifakının 1798–1799 kuşatmasıyla sona ermiştir. Korfu’nun teslimiyle kurulan Cezâyir-i Seb‘a-i Müctemia Cumhuriyeti, Osmanlı himayesi altındaki nadir yarı özerk siyasi yapılardan biri olarak dikkat çeker.

XIX. yüzyılın başlarında ada yeniden Fransa’nın, ardından İngiltere’nin kontrolüne girmiş; nihayet 1864’te Yunanistan’a bağlanmıştır. Bu geçişler, Korfu’nun Avrupa güçler dengesi içindeki rolünün devam ettiğini göstermektedir.

Korfu’nun çok katmanlı hâkimiyet geçmişi, ada toplumunun kültürel dokusuna da yansımıştır. Venedik döneminde Katolik unsurlar güçlenirken, Osmanlılarla olan temaslar sayesinde Müslüman nüfus ve Osmanlı kültürel izleri de ada tarihinde yer edinmiştir. II. Abdülhamid döneminde kurulan Müslüman Mezarlığı, Osmanlı varlığının sembolik göstergelerinden biri olarak günümüze ulaşmıştır.

Korfu şehri, Akdeniz tarihinin askerî, siyasi ve kültürel kesişim noktalarından biri olarak değerlendirilmelidir. Ada, hiçbir zaman uzun süre Osmanlı egemenliğine girmemiş olsa da Osmanlı stratejik düşüncesinin önemli hedeflerinden biri olmuş; bu durum Korfu’yu bir “Osmanlı dış sınırı” olarak anlamlı kılmıştır. Venedik’ten İngiltere’ye uzanan hâkimiyet zinciri ise Korfu’nun Avrupa siyasetindeki sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Korfu, yalnızca bir ada şehri değil; Adriyatik’in ve Doğu Akdeniz’in güç dengelerini anlamak için anahtar bir tarihsel mekân olarak ele alınmalıdır.

Kaynakça

  • İnalcık, Halil. The Ottoman Empire: The Classical Age 1300–1600. London, 1973.
  • Nicol, Donald M. The Despotate of Epiros 1267–1479: A Contribution to the History of Greece in the Middle Ages. Cambridge University Press, 1984.
  • Pîrî Reis, Kitab-ı Bahriye (nşr. Ertuğrul Zekâi Ökte), İstanbul 1988, II, vr. 165b-169a
  • Pulya / Korfu Seferi Rûznâmesi (Feridun Bey, Münşeât içinde), I, 598-602.
  • Stavridis, Theofanis. The Venetian Rule in the Ionian Islands. Institute for Mediterranean Studies, Rethymno, 2008.