ABDURRAHMAN PAŞA
XIX. Yüzyılda Kalkandelen ve Mersin’de görev almış Balkan kökenli devlet adamı, bürokrat.
Müellif: DRAGI GJORGIEV
(D. XVIII. yüzyılın sonu-Ö. İstanbul, 1868), 1824’ten 1842 yılına değin Kalkandelen Kazası’nın yöneticisi ve 1852-1858 yılları arasında Mersin Kaymakamıdır. Prizren, İştip, Köstendil ve Debre arasında geniş bir bölgeyi yöneten Arnavut kökenli ünlü Kalkandelen paşalar ailesine mensuptur. Abdurrahman Paşa’nın ailesi Osmanlıların İkinci Viyana Kuşatmasından (1683) sonra Balkan Yarımadasında yaşanan çalkantılı dönemde tarih sahnesine çıkmıştır. Abdurrahman Paşa’nın dedesi Hasan Paşa, Reç Lok ailesinden olup Avusturya generali Enea Silvio Piccolomini’nin 1689 yılında Üsküp bölgesindeki ilerlemesi sırasında askeri faaliyetleriyle ün yapmıştır. Bu faaliyetleri sayesinde bu paşaların bölgede neredeyse iki asır süren iktidarları başlamıştır. Bu aile Arnavutluk’un Dukakin bölgesinden gelip Luma yöresinde yaşamıştır. Osmanlı Devleti’ne yaptıkları hizmetlerden dolayı kendilerine “Paşa” unvanı verilmiş olduğundan, Osmanlı arşiv belgelerinde “Kalkandelen Paşaları” olarak da anılmaktadırlar. Abdurrahman Paşa’nın babası Koca Recep Paşa, Üsküp Valisi olarak görev yapmış ve “mîr-i mîrân” unvanını taşımıştır. Oğullarından diğer ikisi, Üsküp Nazırı Ali Hıfzı Paşa ve Köstendil Valisi Hasan Paşa idi. Kalkandelenli Koca Recep Paşa ve Gilanlı Hristiyan eşi Milyanka’nın ilk oğludur. Babasının vefatından sonra (1823), Kalkandelen’in Müslüman önderleri ve kardeşi Üsküp Nazırı Hıfzı Paşa’nın desteğiyle 1824 yılında Kalkandelen Kazası’nın yöneticisi olarak tayin edilmiş ve mîr-i mîrân unvanını almıştır. Görevine başlar başlamaz Kör Bey’i mağlup ederek Kırçova’yı Kalkandelen Kazası’na dahil ederek yönetimini kardeşi Veli Bey’e vermiştir. Kardeşi Hıfzı Paşa ile eşkıya Kırçovalı Abdi Bey’i de mağlup ederek Manastır, Pirlepe ve Köprülü bölgelerinde düzeni yeniden sağlamışlardır. 1828 yılında kardeşi Hıfzı Paşa’nın Vidin civarında Osmanlı-Rus savaşına (1828-1829) katıldığı sırada Abdurrahman Paşa, ordunun ihtiyaçları için Kalkandelen ustaları tarafından üretilen 200 adet tabanca temin etmiştir. 1834 yılında Hakkı Paşa’nın karşı gelmesine rağmen onun idare ettiği Debre Kazası’na ait birkaç köyü yönetimi altına almayı başarmış, Debre ile Dukakin bölgeleri arasında iki polis karakolu kurup bekçiler görevlendirmiştir. Böylece bölgede güvenliği sağlamlaştırmıştır. 1831 yılında Sadrazam Reşid Mehmed Paşa ile Tanzimat düzenlemelerinin muhalifi İşkodra Buşatlı Mustafa Paşa’nın Arnavut birlikleri arasındaki büyük çatışması sırasında Abdurrahman Paşa, Buşatlı Mustafa Paşa’ya verdiği söze sadık kalarak, hükümet kuvvetlerinin tarafını tutan kardeşi Hıfzı Paşa’nın askerlerinin saldırısından Buşatlı Mustafa Paşa’yı Üsküp civarında korumuştur.
1842 yılında Abdurrahman Paşa ile kardeşleri, Üsküp Nazırı Hıfzı Paşa ve Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa, İstanbul’a çağrılmıştır. Paşaların yaşadıkları ve yönetimi altında bulundurdukları bölgede, özellikle de Arnavut ahalisi üzerlerinde büyük etkisi ile Tanzimat reformlarının uygulanma sürecinin ciddi sorunlar oluşturacağı endişesi ve kardeşi Hıfzı Paşa ile arasındaki silahlı çatışma ihtimali, bu davet kararının alınmasında etkili olmuştur. Abdurrahman Paşa, İstanbul’da görevinden azledilmiş, unvanları alınmış ve Anadolu’da sürgüne gönderilmiştir. İlk olarak 1843 yılında Bolu’ya, ardından 1844 yılında Diyarbakır’a gönderilmiş, burada bir yıl kaldıktan sonra 1845 yılında Safranbolu’ya ve müteakiben de aynı yıl içinde Ankara’ya sevk edilmiştir. Aile üyelerinin Selanik’ten İzmit’e gönderilmesi üzerine 1846 yılında Bursa’ya gitmeleri uygun bulunmuştur. Bir yıla yakın Bursa’da kalan Abdurrahman Paşa, 1847 yılında mali sıkıntıları gerekçesiyle kardeşleri ile birlikte İstanbul’a yerleşmelerine müsaade edilmiştir. Abdurrahman Paşa, 1852 yılına kadar İstanbul’da kalmış, aynı yıl içinde affedilerek Mersin (İçel) kaymakamı olarak tayin edilmiştir. O, bu makamda 1858 yılına kadar kalmış, ardından görevini bırakarak İstanbul’a dönmüş ve İstanbul’da en küçük üç oğluyla yaşamaya devam etmiştir. 3 Nisan 1868 yılında vefat eden Paşa’nın mezarının nerede olduğu ise bilinmemektedir. Dört evlilik yaptığı anlaşılan Abdurrahman Paşa’nın Esrar Hanım haricindeki eşleri hakkında bir bilgi yoktur. Paşa’nın bu evliliklerinden Receb, Aziz, Rıfad ve Abdülhamid adında dört oğlu ve Muhabbet Binti Hanım adında bir kızı olmak üzere beş çocuğu dünyaya gelmiştir.
Abdurrahman Paşa, Kalkandelen halkı nezdinde önemli bir figürdür. Hayırsever ve bilge bir adam olarak, 19. yüzyılın ilk yarısında Kalkandelen’in gelişmesinde büyük rol oynamış, şehrin iktisadi ve kültürel kalkınmasında da önemli katkılarda bulunmuştur. Hoşgörülü yapısı ile hem Müslümanlar hem de gayrimüslimlerin menfaatini korumuştur. Tanzimat reformlarının uygulanması sırasında Arnavut muhaliflerine karşı göstermiş olduğu müsamahadan dolayı görevinden azledilmesine rağmen, siyaset bağlamında kurnaz ve dikkatli bir yönetici olarak sivrilmiştir.
Zira Kalkandelen halkı onu, pek çok önemli yapıyı inşa veya restore eden hayırsever ve yardımsever kişi olarak hatırlamaktadır. Bektaşi tarikatının büyük bir hamisi olan babası Koca Recep Paşa ile Sersem Ali Dede Tekkesi olarak da anılan ünlü Bektaşi dergâhı Harabati Baba Tekkesi’nin arazisinde birkaç yapı inşa ederek restorasyonunu yaptırmış ve böylece tekkeyi Balkanların ünlü Bektaşi merkezi haline getirmiştir. Paşa’nın himayesinde olan Şair Kıbrıslı Aşık Kenzi’nin mısralarında, paşadan sitayişle bahsedilmekte, manevi olarak babasının izinden yürüdüğü ve Bektaşi Tarikatı’nın destekçisi olduğu belirtilmektedir.
1833-1834 yıllarında, 17. asırda bir yangında hasar gören Kalkandelen’deki ünlü Alaca Camii’ni de restore ettirmiştir. Zengin çiçek ve geometrik süslemelere sahip Alaca Camii’nde özellikle boya ve cila yağına otuz bin yumurta kullanılmıştır. Cami bugün bile Osmanlı sanatının eşsiz eserlerinden birini temsil etmektedir. Yaptığı restorasyon nedeniyle cami halk arasında Paşa Camii adıyla anılmaktadır. 1821 yılında nehrin üzerine bir köprü kurarak Alaca Camii’ne bağlamıştır.
Abdurrahman Paşa, Baltepe olarak bilinen tepede Kalkandelen Kalesi’ni inşa ettirmiştir. Kalenin inşasını babası Koca Recep Paşa 1797 yılında mevcut temeller üzerine başlatmış, ancak kaynak kıtlığından dolayı vazgeçmiştir. Abdurrahman Paşa, 1822 yılında yapının inşasına devam etmiş ve 1842 yılında tamamlamıştır. Kale dört metre genişliğinde duvarla çevrelenmiş olup iki kapısı vardı. Bunun dışında tehlikeli durumlarda kaleyi güvenli bir şekilde terk etmek için bir de üç gizli tünel yapılmıştı. Ayrıca Paşa, kaleye getirilen sudan kendi maddi olanakları ile Kalkandelen şehri için de içme suyu temin etmiştir. 1838-39 yıllarında şehir hamamını da restore ettirmişti.
Paşa’nın yaptıkları dışında tamirine katkı sunduğu eserler de bulunmaktadır. Bunlardan biri 1818 yılında, başrahip Kiril Peyçinoviç’in ricası üzerine babası ile Kalkandelen civarında bulunan Leşok Manastırı’nın onarımına yaptığı maddi katkıdır ve bu desteği nedeniyle kiliseden takdirname almıştır. Paşa, bağ, tarla, mera gibi taşınmaz mal varlığının bir kısmını vakıf müesseselerinin ve Harabati Baba Tekkesi’nin kurumsal olarak güçlendirilmesine ayırmıştır.
Kaynakça
- Şehapi, Behicudin, „Османлиското културно наследство во Тетово и улогата на Абдурахман-паша (прва половина на XIX век)“, (“Kalkandelen’de Osmanlı Kültürel Mırası ve Abdurrahman Paşa’nın rolü”, XIX y.y.’ın ilk yarısı), doktora tezi, Kiril ve Metodi Üniversitesi, Tarih Enstitüsü, Üsküp: 2022.
- Yasemin Bilgin, “Recebpaşazadeler ve Ali Hɪfzɪ Paşa”, Yüksek Lisans Tezi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Rize: 2023.
- Bilmenoğlu, Nadi, Kalkandelen Dün ve Bugün, Gün Matbaası, Istanbul: 1971, s. 36-40; 70-71.
- İzzeti, Metin. Balkanlarda Tasavvuf, İnsan Yayınları, Istanbul: 2014, s. 330.
- İbrahimi, Mehmet. “Kalkandelen’deki Harabâtî Baba (Sersem Ali Baba) Bektaşi Tekkesi”,
- Milli Kültür 49, 1985, s. 54-59.